Dingin farkındalık üzerinde çalışmaya başlamam sonrasında kazandığım yeni bilinç hayatımın her alanında daha önce yaşamadığım farklı deneyimler yaşatıyor ve her gün bu yolda ilerledikçe içsel bir genişleme yaşıyorum.
Şöyle ki, artık konuşurken sözlerimi özenle seçmeye ve farkındalıkla konuşmaya çalışıyorum. İlginç bir şekilde eskiden karşımdaki kişiyle konuşurken bana güzel sözler söylediğinde en kaba tabirle yalakalık yaptığını düşünürdüm. Ben de bir söz söylerken benim hakkımda o şekilde düşüneceklerini zanneder ona göre konuşurdum. Şimdi ise tam tersi karşımdaki insanlara ne düşünecekler diye düşünmeden güzel sözler söyleyebiliyorum.
Özellikle de eşime güzel sözler söylemezdim, yanlış anlaşılmaktan korkardım. Şimdiyse ne düşünecek diye düşünmeden sözün güzelini söylemeye çalışıyorum. Geçen gün şöyle bir olay oldu; arabamın muayene vakti gelmiş ve bunun farkında değildim. Eşim bana “arabayı yalnızca kullanıyorsun arabanın hiçbir şeyini kontrol etmiyorsun “dedi. Normalde böyle bir sözü eleştiri olarak algılayıp kabul etmez, hemen savunmaya geçerdim. Eşim de benim eleştirileri karşısındaki tepkimi bildiği için, bu konuşma sonrasında da benden beklentisi ona karşı olumsuz tepkisel olacağım şeklindeydi. Ben ise tam tersi şekilde davranarak, kendisine teşekkür ederek “iyi ki varsın “dedim. O ‘da bana dönüp “ben olmadığım zaman ne olacak “dedi. “Allah bilir onu da o zaman düşünürüz” dedim. Bilinçli farkındalıkla yaptığım bu konuşmanın beni ve eşimi iyi hissettirdiğini fark ettim.
Çoğu zaman bizler farkında olmadan düşüncelerimizle gerçekleri karıştırıyoruz. İçerisinde bulunduğumuz gerçekliği anlamak yerine kafamızdaki düşüncelerle hareket ediyoruz.
Karşımızdakinin nasıl davranması gerektiğini düşünüyoruz, fakat bu düşünceden karşımızdakinin haberi bile yok. Çünkü bizler çoğu zaman “ olan” ile “olması gerekeni” kıyaslarız ve kendimizce olması gerekeni bekleriz. Beklenti bize göre olması gerekendir
Duygu ve düşünceleri tekrar tekrar kullandıkça perçinlenir ve otomatik hale gelirler Olaylar, kişiler, durumlar karşısında otomatik olan bu kalıplarımız kullanırız. Dış dünyadan gelen etkinin bizde anlam olarak bir karşılığı vardır ve bu anlama kendimizce bir önem değer affederiz. Atfettiğimiz değer kadar da karşımızdakinden beklentimiz olur. Bizlerin kendimize verdiğimiz acının önemli kaynaklarından biridir beklentimiz.
Kendimizden de beklentiye girdiğimiz zamanlar oluyor. Zihnimizde kendimizle alakalı da olması gerektiğini düşündüğümüz kalıplarımız vardır ve kendimizden beklentimiz bu kalıplara uygun olmadığında, kendimizle olan ilişkimizde acı veriyor. Acının sebebi beklenti, sürekli eksiklik var, yaşamla bütünleşememe, sonu gelmeyen telaşımız için, altından kalkamadığımız işlerimiz için daha çok beklentiye giriyoruz. Zihnimizden geçen düşünceleri sadece düşünceler olarak görmeliyiz. Düşünceni fark et, duygunu fark et, fark etmek farkındalıktır. Dış dünya beklentimize uygun olmadığı zaman mutsuz oluruz. Olaylar dış dünyada olduğu gibidir sen olduğun gibi algılarsın. Doğru soruları sormak, gerçekte ne istediğini bilmek, ne yapman ya da yapmaman gerektiğini bilmek gerekiyor yani ne istediğini bilmek gerekiyor
Kendimizden ve çevremizdekilerden beklentimiz eğer sonuç odaklıysa varsayımlarımızın olduğu anlamına gelir ve genelde hayal kırıklığıyla sonlanır. Sürecin kendisinde bilinç vardır, bilincin olduğu yerde duygusal olarak dayanıklılık vardır, anın tadını çıkarmak vardır.
Hayatımızı beklemekle (beklentiyle) israf etmemeliyiz çünkü hayattan tasarruf edilmez, ya sarf edilir ya israf edilir.