
Farklı kesimlerden insanlar, gerek eğitim tanıtımlarına, gerekse tanışmak için akademiye gelirler. Gelen misafirlerle sohbet ederken, herkes kendi hayatında yaşadığı sorunlarla ilgili farklı sorular yöneltir.
Ancak soru soranlar arasında bir kesim var ki, onlar ne geçmişten getirdikleri korkularını, ne eşiyle yaşadığı ilişki sorununu, ne de sosyal hayatlarında yaşadıkları uyumsuzlukları için kendileriyle ilgili soru sormazlar. Çünkü onlar annedir.
Pek çok annenin tek bir kaygısı vardır: Çocuğu. Çünkü o bir annedir, hem de bu çağın annesi. Kötülüklerin gizlice sızdığı ve çoğu zaman insanın çaresiz kaldığı bu çağın annesi.
Anne olanların çoğunun bana ilk sordukları sorular ve haklı gerekçeleri:
• “Çocuğumun şu anki durumlarıyla ilgili ne yapabilirim?” (Bu, okul durumu, karşı cinsle kurduğu çarpık ilişki ya da bir bağımlılığı ile ilgili olabilir.)
• “Çocuğuma karşı acaba doğru mu davranıyorum?” (Yani, kendi bildiğim annelik doğru mu?)
• “Daha iyi bir anne nasıl olabilirim?”
• “Sürekli elinde telefon, tablet; ne yapabilirim?” (Dijital çağın getirdiği tüm tehlikelerden çocuğunu nasıl koruyacağını bilememek.)
Bütün bu soruların temelinde, çocukların gelecekleriyle ilgili kaygıları yer alıyor. Bu, neredeyse değişmeden pek çok anne, pek çok misafirde kendini gösteriyor.
Geçenlerde, akademiye tanıtım için gelenlerin içlerinde bir anne, yanında genç bir kız ile gelmişti. Evladı özel bir çocuktu.
Daha sonradan bana, anne ilgili, her gün sabah 8:30’la öğlen 13:30 arasında çocuğunun okulunun dışında hazır beklediğini, çünkü çocuk lavaboyu kullanmak isterse annenin çağrıldığında hazır olması ve hemen gitmesi gerektiği söylendi. Bu özveri, bu sabır ve bu fedakarlığın adı; anneliktir.
İşte neden “Cennet annelerin ayakları altındadır” umarım hepimiz anlamışızdır.
Hem zor hem de içimizi yakan bu zamanların yaşandığı bu çağda, değeri bilinmeyen, hak ettiği takdiri görmeyen, yaptığı fedakarlıkların gizli kaldığı çağın gizli kahramanları olan tüm *annelerin Anneler Gününü kutluyorum* .❤🍂
Erol Turan*✨✨